Kemah ın Genel Tanıtımı, Tarihi - Turistik Yerleri, Kemah Resimleri
İlçemiz Kemah
Tarihi - Turistik Yerleri
Kemah'ın Genel Tanıtımı
Eski adı Gamakha'dır
Erzincan'a 52 km uzaklıkta
2354 km² yüzölçümüne sahip olup, denizden 1053 metre yüksekliktedir
2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe toplam nüfusu 9304'tür
Merkez nüfusunun büyük bir çoğunluğu ticaretle uğraşmakta, köylerimiz nüfusunun çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.
Geçmişi eskiye dayanan ilçenin adına ilk kez, Hitit Kralı I. Şuppiluliuma döneminde yazılan bir metinde rastlanmaktadır
Kemah, antik çağlarda, Müslüman Arap akınları ve Türk dönemlerinde jeo-stratejik konumu nedeniyle anahtar rol oynamıştır
Doğal yapısı gereği savunmaya çok elverişli olduğundan, eski insanlar tarafından ünlü Kemah Kalesi yapılmıştır. Milattan Önce 205 yıllarında Arzak Kralları tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir.
Malazgirt zaferinden sonra, Mengücek Beyliği'nin ilk merkezi olan Kemah, sonraları sırasıyla, Selçuklular'ın, İlhanlılar'ın ve Celayirliler'in eline geçti
Timur'un Anadolu seferi sırasında işgal edilen Kemah, kısa bir süre Akkoyunlular'ın yönetiminde kaldıktan sonra, 1515'te Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından alınarak, Osmanlı Devleti'ne katıldı.
Kemah, Osmanlı yönetiminde Diyarbekir Eyaleti'ne bağlı bir sancak iken, daha sonraları Erzurum Eyaleti'nin Erzincan Sancağı'na bağlı kaza durumuna getirildi.
Kamus ül-Alam'da Kemah'a ilişkin şu bilgiler vardır: "Erzurum Vilayeti'nin Erzincan Sancağı'nda, ilçe merkezi bir kasabadır. Kasabanın 4.000 nüfusu, kilim dokuma tezgahları, 1 rüştiyesi vardır. İlçe, 7 bucak ve 75 köy ile 18.872 nüfusa sahiptir. Verimli tarım ve toprak ürünleriyle ünlüdür. Yerel sanayi ürünlerini kilim, seccade, çorap ve eldiven oluşturur. İlçede kömür madeni çıkarılmaktadır."
Merkeze bağlı 10 mahalle vardır
İlçe Köyleri ise İlçeden geçen Karasu ırmağı etrafında ve Munzur dağları eteğinde dağınık bir şekilde bulunmaktadır
İlçenin Merkez Bucağı dahil 5 Bucağı vardır. Merkeze bağlı 18 köy, Alpköy Bucağına bağlı 21 köy, Doğanbeyli Bucağına bağlı 16 köy, Bozoğlak Bucağına bağlı 9 köy ve Oğuz Bucağına bağlı 8 köy olup, toplam 73 köyü vardır
İlçeye en uzak köy 58 Km. mesafededir. Köyler ortalama 25 haneli ve 88 nüfusludur. Nüfusu 500’ ün üzerinde sadece Mermerli Köyü bulunmaktadır
İlçenin Merkeze bağlı 2, Doğanbeyli Bucağına bağlı 4, Bozoğlak Bucağına bağlı 8, Alp Bucağına bağlı 7, Oğuz Bucağına bağlı 3 mezra olmak üzere toplam 24 mezrası olup, İlçemiz içerisinde oba yoktur. Mezraların genelinde ikamet eden yoktur
Çok eski bir ilçe olan Kemah’ta okuma yazma oranı erkeklerde % 98 kadınlarda ise % 94 dür
Bugün merkezde 1, Köylerde ise 10 olmak üzere toplam 11 İlköğretim okulu olup, Köylerde 320, Merkezde 611 öğrencinin eğitim ve öğretim yaptığı bu okullarda toplam 49 öğretmen görev yapmaktadır
Kemah Lisesinde, 19 Öğretmen ve 90 lise öğrencisi ile eğitim ve öğretime devam edilmektedir.
İlçede; 470 kültür, 2050 melez, ve 580 yerli olmak üzere 3100 Büyükbaş, 36110 koyun ve 4280 keçi olmak üzere toplam 40390 Küçükbaş hayvan mevcuttur.
İlçemizde 1 T.C. Ziraat Bankası bulunmaktadır.
Haydarpaşa-Kars demiryolu İlçe merkezinden geçmektedir. İlçemiz Erzincan’a 50 Km.lik bir karayolu ile bağlanmaktadır.
İlçemizde Merkez, Alp, Kerer, Doğanbeyli, Gediktepe, Mermerli, Cebesoy, Koçkar, Yücebelen, Gülbahçe ve Güllübağ köylerinde toplam 11 adet telefon santrali bulunmakta, 7 köyümüzde haberleşme hizmetleri kablosuz iletişimle sağlanmaktadır.
İlçemiz ekonomisi genelde tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Eski zamanlardan yakın zamana kadar yörenin koşullarına uygun olarak Demircilik, Marangozculuk, Yemenicilik, (Küçük Ayakkabıcılık) , Dokuma Tezgahçılığı, Terzilik, Bakırcılık, Kalaycılık, İnşaatçılık, Sobacılık, Değirmencilik (Su Değirmenciliği), El Dokumacılığı, Fırıncılık, Semercilik, Tenekecilik gibi küçük el sanatları İlçe ekonomisine hakim olmuş ise de bu el sanatları tamamen kaybolmuştur.
1071-1228'de yöreye egemen olan Mengücük Beyliği dönemine aittir. Kemah'ın kuzeybatısındaki, kayalık platform üzerinde yapılmıştır. Tuğla duvarlı, sekiz köşeli bir yapıdır. Alttaki mezar odasının ortasında üst katı taşıyan sekizgen bir sütun vardır. Orta direk, tavan silmeleri ve tavan, tuğla örgü düzenindedir. Türbe, inşa malzemesi ve cenazeliğin orijinal şekli ile dikkat çekmektedir.Halk arasında "Sultan Melek" olarak adlandırılan türbede, Mengücek Beyliği döneminde yaşayan Sultan Melik'in mumyası ve 5 mezar bulunmaktadır.
Tugay Hatun Kümbeti
Çarşı Mahallesi'nde, bahçe içindedir. 13. yüzyılda Mengücek Beyliği döneminde yapıldığı sanılmaktadır. İki katlı olup, altta yemek pişirilir, fakirlere ve yolculara yedirilmiş. Silindirik gövde ve konik kubbeden oluşmuştur.
Hacı Mehmet Bey Çeşmesi
İlçenin eski pazar yerinde bulunan çeşmenin, 1875 tarihli bir kitabesi bulunmaktadır. Pazaryeri Çeşmesi olarak ta bilinmektedir.Bir zamanlar “Susadım gayet hararetden kat’i” diyenlerin feryadına,buz gibi akan şerbet tadı İğdik suyuyla imdad olan çeşmenin,ne burması,ne de kurnası kalmıştı üzerinde. Etrafını kaplayan otların ve yosunların arasından biraz küskün biraz kırık bize bakmakta.
Taşdibi Kilisesi
Kemah ilçesinin kuzeyinde Fırat’ın öte kıyısında, küçük mağara semtindedir. Bölgede bulunan kiliselerin en eskisidir. Bu kilise Hıristiyanlığın ilk yayılma devrelerinde büyük bir kaya içine, oyulmak suretiyle yapılmıştır. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, Aya Thekala’nın yaptırdığı sanılmaktadır.
Kemah Kalesi
İlçe merkezinin hemen üst kısmında yalçın kayalar üzerine kurulmuş bulunan bu kalenin hangi tarihte ve kimler tarafından inşa edildiği hususu kesin olarak bilinmemektedir. Ulaşılması mümkün olmayan bir kaya üzerine inşa edildiği için, eski kavimlerin hepsi bu kaleyi almaya ve bu yolla heybetli ve emniyetli bir üsse sahip olmaya çalışmışlardır.
KEMAH FETİHNAMESİ
Yavuz Sultan SELİM Han’ın Kemah Kalesi’nin Fethettikten sonra,bu fetihle ilgili olarak oğlu Şehzade Süleyman’a(Kanuni S.Süleyman)Yazdığı -Cemaziyülevvel Ortası 921
“Sahİbİ olduğum saltanat tacının ve memleketimin kıymetli şehzadesi, yüksek hilafet incisi oğlum Süleyman-şah:
Bu fermanı alınca bilmiş ol ki, bu senenin (Rebiyülahırının 5 i) 19 Mayıs 1515-Cumartesi günü Kemah üzerine yürüdüm. Her taraftan ejder ağızlı toplarımla gök gürültülü ve yıldırımlar gibi ateş açarak kale bedenlerini dövdürdüm. Kale içindeki kızılbaşların başına kıyamet alametleri gibi ateş yağınca, muharebe etmekten bile aciz kalarak sersemlediler. Askerlerim hiç telaşsız hücum ederek kale burçlarına çıkıp İslam bayrağını diktiler. İkindiye yakın fetih tamamlanarak kötülerin başı kesildi. Kale içindeki ehli İslam malum olduğundan, dinsizlerden temizlendi. Kale beyi ve dizdarlar tayin edildi.”
Gülabi Bey Camisi
İlçenin merkezinde çarşının tam orta yerindedir.Üç kitabesi vardır. Başka bir yerden getirildiği sanılan kitabede 1328 tarihi görülmekte ise de,asıl caminin kendi kitabesinde;1454’de Emir Gülabi Bey’in yaptırdığı bildirilmektedir.Ayrıca, 13.yy’da tamir edildiğine dair kitabede kayıt vardır.
Ali Baba Türbesi
Gülabi Bey Camisinin 200 m kadar güneyinde,Haydar Hana Çeşmesi’nin karşısında,evlerin arasında kuytu bir köşededir. Burada metfun bulunan zatın bir de öyküsü anlatılırmış halk arasında.Bu zat,ezan okunduğu ve herkesin namaza gittiği vakitte, bir içki şişesi alıp Fırat’a doğru gidermiş.Ahali de bu nedenle ona ”Gavur Ali” derlermiş.Bir gün
Burada medfun bulunan zatın bir de öyküsü anlatılırmış halk arasında.Bu zat,ezan okunduğu ve herkesin namaza gittiği vakitde,bir içki şişesi alıp Fırat’a doğru gidermiş.Ahali de bu nedenle ona ”Gavur Ali” derlermiş.Bir gün Erzurumlu bir şahıs hac farizası için Hicaz’dayken rahatsızlanmış ve yardıma zaruret derecesinde muhtaç iken,birisi bunun imdadına yetişmiş ve “Yum gözlerini ve memleketini söyle “demiş.Hacım daha evinin yerini söyler söylemez bir de bakmış ki,evinde.Memnuniyet ve şaşkınlık içerisinde bu zata şükranlarını sunmuş ve hali vakti yerinde birisi olduğundan bu meçhul adama “Bu iyiliğin karşılığında sana ne yapabilirim “ demiş.O da,yani bizim Ali Baba,”Ben Kemah’lıyım. Beni memleketimde Gavur Ali olarak bilirler,o nedenle öldüğümde muhtemelen beni bir yerlere atıverirler,sen gel bana bir mezar yap,başka da bir şey istemem” der.Öldüğüm sana verdiğim şu bir tel saç tarafından sana malum olacak diyerek de ilave eder.Hakikaten bir gün Erzurumlu o ermiş zatın vefat ettiğini anlar ve doğruca Kemah’a gelir.Ali Baba’yı sorar.Önce kimse,burada böyle ermiş biri yok,ama gavur Ali diye bir sarhoş öldü yakınlarda.Onu da falan yere attık, zira yaramazın tekiydi o derler.Hacı bütün yaşadıklarını tek tek anlatır ve hemen beni oraya götürün der.Hakikaten bakar ki hac da kendisine yardım eden o zat.Vasiyeti üzerine O’na bugünkü yerine defneder ve mütevazi bir türbe yaptırır.Ahali de O’nun ermiş bir zat olduğunu böylelikle anlar.Zira O,beş vakit namazını Kabe’de kılan birisiymiş.Aldığı içki şişelerini de bari bir kişiyi kurtarayım diye, her gün alır Fırat’a dökermiş.
Behramşah Kümbeti
Melik Gazi Kümbeti'nin yanındadır. Biri tromplu, öbürü pandantifli iki kubbeyle örtülüdür. Birbirine geçmeli iki kare mekandan oluşmaktadır. Ana yapı taştan, anıtsal kapısı tuğladandır.
Buz Mağaraları
İlçenin Ayranpınar köyünde bulunan buz mağaraları, kışın sıcak, yazın soğuk olma özelliğini taşımakta ve soğuk hava deposu olarak kullanılmaktadır.
Mağaranın içinde büyük buz külteleri ve buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.
Buz mağarasında, ilçe köylerinin peynir, yağ gibi gıda maddeleri muhafaza edilmektedir.
Soğuksular Mesire Alanı
Kemah ilçesindeki bu mesire yerinin özelliği, her yıl Haziran ayı sonunda çıkan ve Ağustos ayı sonunda kaybolan, beyaz köpüklü, soğuk sularıdır.
Soğuksular piknik alanı, bol yeşilliği ve temiz havası ile görülmeye değer yerlerdendir.
Kemah Tuzlası
İlçenin, Kömür-Tımısı-Yerhan tuzlaları, Tekel Genel Müdürlüğüne bağlı olarak işletilmekte ve Haziran-Kasım dönemlerinde üretim yapılmaktadır.
Meryemana Kilisesi
Koruyolu köyündedir. Yapım tarihi ve yapımcısı bilinmemektedir.
Munzur Dağları
Kemah'ın Güneyinde bulunan ve Tunceli'ye uzanan dağlardır.